Cemal İncesoyluerKöşe YazılarıTokat

Alpay nereye koşuyor?

Yazılarımı takip edenler bilir, mesele Tokat ve Tokatlıysa gerisi teferruattır. Özellikle Tokat dışında yaşayan bir Tokatlının, ya da Tokat dışında herhangi bir yerde başarılı bir hemşerimizi mutlaka bu sütunlarda konuk eder, destek olurum.

Bu konuda, hemşerimizi tanıyor olmam, bir ünsiyet ve yakınlık içerisinde bulunmam önemli değildir. Temel kriter, Tokatlı olması ve gerçekten Tokat dışında bir başarıyı yakalaması yeterlidir. Çünkü, bu coğrafyada ne yazık ki iyi olmayan tecrübe ve gözlemlere sahibim. “Evin buzağısı” görme keyfiyeti, ne yazık ki genel bir alışkanlık ve tutuma dönüşmüştür. O sebeple, bu anlayışı yıkma adına ve bu şehrin gönüllü temsilcisi olabilmesine değer yüklemek için, deyim yerindeyse diasporada ki hemşerilerimizin Tokat dışındaki başarısını mutlaka görünür olmasına çaba gösteririm.

Hüseyin Alpay, bu şehirde uzun sayılacak bir zamandır iki gömlekle dolaşıyor. Birisi siyaset, diğeri de gazetecilik ve yazarlık. Aslında, 1989 yılında yayın hayatına başlayan değerli kardeşim Mete Tanaydın İmamoğlu’nun çıkardığı Meydan Dergisinde de o yıllarda yazıları yayınlanıyordu. Birbirimizden haberimiz olmadan Meydan Dergisinde yazılarımız yayınlanmış. Bunu sonradan öğrendim, tabii Mete İmamoğlu’nun arşivinden.

Geçtiğimiz Kasım-Aralık ayında, Demokratik Sol Partinin bir kongresi oldu. Hüseyin Alpay, bu kongrede Genel Başkan Adayı olarak ortaya çıktı. Çok çalıştı, partinin örgüt ve delegelerine yönelik ziyaretler yaptı, süreç boyunca çok önemli mesajlar verdi. Belki de, sol jargon ve geleneğinin yeniden ayağa kalkmasına sebep olabilecek önemli projelerini anlattı. Heyecan vardı, yeniden sol cenahta bir umut yeşermişti, sol düşüncenin bütün ahlaki ve ilkesel duruşu ete kemiğe bürünmüştü. Ama Hüseyin Alpay’ın delegelere dağıtacak bir parası, şu veya bu şekilde ikbal dağıtacak yalana yaslanmış vaatleri yoktu. Alpay, olaya idealist bakıyordu.

Sonra, DSP kongresinde yaşanan antidemokratik tavırlar yeni bir arayışa vesile oldu. Kongredeki film fırıldakları uzun uzadıya anlatacak değilim. Yerleşik parti yönetimi, bir çok bileşken anlaşmalarla gücün politikasını kanırtırcasına bu kongrede devreye soktu. Bunun üzerine Hüseyin Alpay, Sosyal demokrat olmayan demokratik solcular demokratik sol ilkelerin yaşaması için Demokratik Sol Halk Partisini (DSHP) kurdu. Aralarında mimar, eğitimci, işadamları ve Ecevit ile birlikte politika yapan isimlerden oluşan kurucular kurulunu oluşturarak, resmen Türkiye’nin siyasi partiler havuzuna girdi.

Hüseyin Alpay, herkeste bilir ki iyi bir kalem, bilgi ve birikimiyle iyi bir analist yazardır. 1989 yılında başladığı yazın adamlığının yanı sıra 25 yıllık bir siyasi kültü bulunuyor. Bunun 15 yıllı İl Başkanı olarak geçmiş. Fikri zemini sol cenahtan gelmesine rağmen, hemen her kesimle kurduğu iletişim, Alpay’ın siyasi anlayışıyla doğru orantılıdır. Yani, diğer ya da ötekiler denilen kesimlerle rahatlıkla empati kuran, bu kesimlere yapılacak haksızlıklar karşısında da onlardanmış gibi sessiz kalmayan tavrına her olayda tanıklık yaptık.

Tokat’ta ilk kez bir Genel Başkan var. Adaylık noktasında, Tokat Tv Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Altuntaş’ın DYP’de bir denemesi olduğunu biliyoruz. Ancak, DSP’de Genel Başkan Adayı olup, peşinden de DSHP’yi kurarak Genel Başkan olması hasebiyle, Hüseyin Alpay siyasi arena da Tokat’ın ve Tokatlıların ilk genel başkanıdır. Bunu çok değerli buluyorum. Her ne kadar binde birler şeklinde telaffuz edilen DSP oyları olsa da, görünen o ki, tavanda çeşitli alicengiz oyunlarıyla Alpay’a genel başkanlık yolunu kapatanlar, tabanda DSP’den DSHP’ye akışı engelleyemeyecektir.

Evet, Hüseyin Alpay nereye koşuyor? Öyle gizli-saklı bir durum yok. DSP kongresinde yaşanan illegaleteye karşılık; yasal, haklı ve meşru bir mücadeleyi başlattı. Değerli dostum Hüseyin Alpay ve arkadaşlarına bu yolda başarılar diliyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun…

Etiketler