Çorum Siyaset Haberleri

Bizler Türk milliyetçileri olarak 3 Mayıs 1944 ruhunu ve yıldönümünü şuurla hatırlıyoruz ve yâd ediyoruz.

Rahmetle andığımız merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın; cesur, atılgan ve geri
adım atmayan milliyetçi dirilişe muhalefet eden ve bundan rahatsızlık
duyan güruhla başlattığı mücadelenin yargıya taşınması 3 Mayıs
hadiselerini ortaya çıkarmıştır.

Bu nedenle Türk milliyetçiliğinin fikir yolculuğunda 3 Mayıs 1944
tarihinin, sahip olduğu anlam ve neden olduğu gelişmeler bakımından
hayati bir yeri bulunmaktadır.

Aynı zamanda milliyetçiliğin de yargılandığı söz konusu hukuki süreçte,
Türk milliyetçileri ilk kez sivil bir muhalefet olarak varlıklarını
ispatlamışlar ve aidiyet hissiyle kendilerini feda etmeye hazır
oldukları Türk milletini yüceltmek için her fedakârlığı yapacaklarını
göstermişlerdir.

Husumet yıldırımlarını milliyetçiliğin mukaddes bağrına düşürmeye
çalışanlar çok şükür ki karşılarında, Türklüğün binlerce yıllık kutlu
mirasını layıkıyla benimsemiş, yenilmeyi ve boyun eğmeyi aklından bile
geçirmemiş bir yiğitlik ve azim bulmuştur.

Bundan tam 76 yıl önce, milliyetçiliği gönüllerinde bayraklaştıran bir
avuç yürekli dava insanı; inanmışlığın, adanmışlığın ve kararlılığın en
mümtaz örneklerini zorluklara rağmen göstermiştir.

Nitekim merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’in aralarında bulunduğu
23 şuurlu milliyetçinin; Türk milletinin maddi ve manevi varlığına kast
edenlere karşı gösterdiği anlamlı duruşun başlangıcı olan bu kutlu
tarih, aynı zamanda Türk milliyetçilerine reva görülen eza ve cefa dolu
bir dönemin de miladı olmuştur.

Yarım metrekarelik bir alana sahip olan tabutluklarda; Türk
milliyetçilerine yapılan işkenceler, onların Türk vatanına
bağlılıklarını ve sevdalarını asla azaltmamış, aksine kamçılamış,
sağlamlaştırmış ve daha da derinleştirmiştir.

Muhatap kalınan çileler, çekilen eziyetler ve reva görülen zalimlikler
milliyetçiliğin anlamına ve değerine zarar verememiş, belirlenen
hedeflere ulaşma iddiasını zedeleyememiştir.

1940’lı yılların kamplaşmış toplum, taşlaşmış devlet yapısında; aklı,
hakkı, irfanı ve ideali temsil eden milliyetçiliğin iftihar ve aziz
isimleri, sonraki nesiller için de heyecan ve ilham kaynağı olmuştur.

Diğer taraftan tıpkı 1940’lı yıllarda olduğu gibi bugün de,
milliyetçiliği ırkçılıkla aynı kategoriye sokmaya; tek tipleştirici,
daraltıcı ve boğucu bir yapıda göstermeye çalışan artniyetli ısrar ve
kurnazlıklar farklı metotları kullanarak varlığını hissettirmektedir.

Faşizmle milliyetçiliği, ırkla milleti bir ve aynı görmek en hafif
tabirle cahillik, her fırsatta milliyetçi-ülkücü harekete yeni 3 Mayıs
tezgâhları hazırlamak ise kalleşlik olarak tanımlanacaktır.

Milliyetçiliğin birleştirici ve tamamlayıcı vasfını itiraf edemeyenler,
dinamik ve gelişmeye açık yönünü kabullenemeyenler, elbette milli varlık
ve değer hükümlerinden alerji duyanlardır.

Bilinmelidir ki, milliyetçilik geleceğin rehberi, içinde bulunduğumuz
çağın eskimeyecek vizyonu, milletin yegane güvencesi, ekonomik
gelişmenin motoru, demokrasi ve özgürlüklerin teşvikçisi ve yol
arkadaşıdır.

Milliyetçilik çağdaş, modern ve insana ait olan kıymeti önceliğine alan
birlikte yaşama ve kardeşlik projesidir.

Bu nedenle Türkiye’nin her alanda milliyetçiliğe ve milli yönelişe
ihtiyacı olduğu kuşkusuzdur.

Ayırma, dağıtma, bölme, dışlama, yabancılaştırma milliyetçiliğin
lügatinde olmayan, milliyetçiliğin diline aykırı anormallikler olarak
değerlendirilmeli ve böyle anlaşılmalıdır.

Kaldı ki 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nün manası da burada aranmalı,
beslendiği sosyal, kültürel ve ideolojik membaanın kaynağı da burada
görülmelidir.

Unutulmamalıdır ki, Türk Milliyetçiliği milletimize yabancı ve aykırı
dayatmaları boşa çıkarmanın, onurlu ve bağımsız yaşamanın, Türk
kimliğine sahip çıkarak, kendi geleceğimize egemen olma düşüncesinin
fonksiyonel hale gelmiş bir ifadesidir.

Destansı ve ibretlik bir mücadele sonucunda, hiçbir saldırının
yıldıramadığı milliyetçi kahramanların manevi emanetlerine ziyadesiyle
sahip çıktığımız ve bunu daha da ileri götürme konusunda tartışılmaz
çaba içinde bulunduğumuz şüphesizdir.

Bu duygu ve düşüncelerle büyük Türk milletinin ‘3 Mayıs Milliyetçiler
Günü’nü kutluyor; milliyetçi kahramanları saygıyla yad ediyoruz.
Başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere, hayatlarını
kaybedenlerle birlikte tüm dava şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet
diliyoruz.