fbpx
Cemal İncesoyluerKöşe YazılarıTokat

Kararsızlar Partisi %33 ve diğerleri…

Belki de, siyasi tarihimizde ilk kez böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Zaman zaman, yapılan anketler de “kararsızlar” diye adlandırılan bir kesimin oranı verilirdi ama, bu oran kadar olmazdı.

Aslında, bulunduğumuz konionktür, belli ki Davutoğlu ve Babacan’a endeksli bir durum. Yani, bir zamanların AK Parti hükümetindeki Başbakan ve Başbakan Yardımcılığı yapmış isimlerin kuracağı partiye ilişkin bir beklenti ve rezerv söz konusu.

AK Parti MKYK toplantısında Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Konda’nın kasım ayı anketi hakkında açıklamalarda bulunuyor. Konda’nın anket değerlendirmesinde iki tespiti yer alıyor:
1- AK Parti iktidar çoğunluğuna ancak MHP ile oluşturduğu ittifakla ulaşabiliyor.
2- CHP bir türlü iktidar değişimini sağlayacak oy artışı ivmesini yakalayamıyor.

Kararsızlarla oy vermeyeceğini beyan edenlerin oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Kararsızlar dağıtıldığında ise AK Parti yüzde 40, CHP yüzde 23.1, HDP 13.6, MHP 12.9, İYİ Parti 9.0, diğer 1.4 çıkıyor. Bu durumda cumhur ittifakı yüzde 52.9’a ulaşırken, millet ittifakı diğer partilerle birlikte 47.1 oluyor.

GENAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş’la görüşme yapan Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, şu tespitleri köşesine taşıyor:
“24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine benzer bir tablo oluştu” dedi. En son ekim ayında bir anket yapmışlar. Buna göre AK Parti yüzde 40, CHP yüzde 26, MHP yüzde 11.5, HDP yüzde 11, İYİ Parti yüzde 7.5 çıkıyor. Saadet Partisi’ni de içine aldığınızda ‘diğer’ yüzde 4 çıkıyor. GENAR anketinde de iktidar bloku yüzde 51.5 çıkıyor. Bu sonuçlar iyi ama yanıltıcı olmasın. Çünkü kararsızlar partisi yüzde 33’le ikinci çıkıyor. Yeni partilerin kuruluş sürecinde kararsızların oranının bu denli yükselmesi neye işaret ediyor?”

Kararsızların yüzde 33’lük oranının tamamı mı, Davutoğlu ve Babacan’ın kuracağı partiye gider? Bunu da söylemek mümkün değil. Çünkü, seçim atmosferinde kararsızların kararı çok değişken bir tutum içerisinde seyrediyor. İktidar partisine dönüşler olduğu gibi, muhalefet partilerine yönelme de olabiliyor. Ancak, AK Parti ve içinden çıkanlar arasında kıyasıya bir mücadele olacağı, hatta kılıçların çekildiğini dahi söyleyebiliriz.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şehir Üniversitesi” üzerinden Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’a yönelik ağır sözleri, siyaset arenasında bu konunun meydanlara taşınacağının işaret fişeğiydi. Erdoğan, Şehir Üniversitesi üzerinde yaşanan tartışma nedeniyle 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski başbakan yardımcıları Ali Babacan ile Mehmet Şimşek’i hedef aldı. “Halk Bankası’nı dolandırdılar” dedi.

Davutoğlu’ndan bir cevap geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu suçlamasına somut cevap yerine biraz hamaset cümleleri kullanmasına rağmen, karşı bir “hodri meydan” çekti. Davutoğlu, son 30 yılın yaşayan cumhurbaşkanı ve başbakanların mal varlıklarını araştırmak için bir komisyon kurulmasını önerdi. Böylece, doğrudan olmasa da, Erdoğan’ın mal varlığıyla ilgili köşeye sıkıştırmayı amaçlıyor. Bu tabii, siyaseten bir savunma biçimidir ama, Erdoğan’ın iddiasına doyurucu bir cevap değildir.

“Millet İttifakı” cephesinde her şey yolunda gitmezse, CHP’nin bunca ekonomik darboğaza rağmen oy oranı hala %25-26 skalasında sabitlenmişken, olası bir erken seçimde de, 2023 yılında yapılacak zamanında seçimde de neticenin pek değişeceği kanaatinde değilim. Gördüğüm kadarıyla, “Cumhur İttifakı” sağlam duruyor ve olası bir seçimde daha ipi göğüsleyecek cephe olarak duruyor.

Ancak, parlamenter sistemine geri dönüşün anahtarı, Erdoğan ve Bahçeli’nin elindedir.

Başa dön tuşu