Amasya'dan Güncel HaberlerCemal İncesoyluerÇorum'dan Güncel HaberlerKastamonu'dan Güncel HaberlerKöşe YazılarıSamsun'dan Güncel HaberlerTokatTokat'dan Güncel Haberler

MEHDİYET, TARİKAT, DEVLET…

Ne zaman bir arıza çıksa, herkesin yönü İmam Hatip, Kur’an kursu, dergah ve tarikatlara dönüyor. Son olayı biliyorsunuz, Uşşaki Tarikatının bir sözde şeyhi Fatih Şağban’ın 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarı ortaya çıktı. Zaten, bu çirkin ve alçak olayı bahane edenlerin yaylım ateşi, yeniden bu kavram ve cemaatlere bir göz atmamızı gerekli kıldı.

Daha önce de yazdım, mahalleler “bizim adamımız” mantığından vaz geçmediği sürece sağlıklı bir sonuca gitmemiz mümkün değil. Mesela, İslami hassasiyeti olan medyanın Fatih Şağban haber ve eleştirisini herkesten önce yapmalıydı. Mesela, Erol Mütercimler kendi Mahallesi’ndeki ahlaksızlıkları ve vukuu bulan benzer olayları söyleyebilmeliydi. Söyleyemedikleri için, inandırıcılıkları ve toplumda satın alınmış bir karşılığı yok.

Tarikat (Tasavvuf) toplumsal bir ihtiyaç ve biraz da İslam’ın batini yorumlanmasına açık bir realite olarak ortaya çıktı. Çeşitli meşrep ve ekollerinin olmasına karşılık, ana mantalitesi birbirine benzer. Bu da, mehdiyet, zikir, hatme, rabıta, keramet, menkibe, silsile sohbetleri, ilham ve rüya üzerine omurgasını oluşturur. İster Hafi (sessiz) isterse cehri (sesli) zikir öğretisi olsun, bütün tarikatların bir mehdiyet hedef ve mülahazası bulunur. Oysa bu kadar Müslümanları meşgul eden”Mehdi”kavramı, Kur’an’ı Kerim’de bir yerde geçer, o da kurtarıcı manasına uygun olarak, Kur’an’ı Kerim’e atıfta bulunur.Üretilen ve uydurulan hadisler, Mehdi konusunda 700 adet dolayındadır. Her dönemde bu kadar önemli gözüken Mehdiyet vakası, Kuran’da yer almaz.

Genelde de, şeyh ve liderlerini Mehdi görmek geleneği, bütün tarikatların ortak özelliğidir. İslam tarihinde Mehdi, bin yıldır vardır ama, her nedense kendini Mehdi sanan ve ilan edenler ölüp gitmiştir. Özellikle İmam Suyutinin risalesinde yer alan Mehdi hadislerini okuyunca, Allah adına karar veren ve Hazreti Nebinin risalet özelliklerinden daha fazla görev, sorumluluk ve yetkileri olan, hatta olağanüstü güçler vehmedilen bir kişi profilini görürsünüz.

Mehdiyet düşüncesi, asırlardır Müslümanları uyutan, morfinleyen ve kurtarıcı bekleyen bir toplum haline getirme amacına yönelik olmuştur. Başarısı da ortadadır. Mehdiyet ve Mesih ikilisi, İslam coğrafyasını topyekun uyutmaya yetmiştir. Hazreti Nebinin hayatını gerçekten okuyup anlasalar, peygamberin vahiy ve adına hadis dediğimiz sözleri dışında, bir eylem ve aksiyon insanı olduğunu görür. Oda bir posta oturup, sadece sahabiyle zikir edip, ibadet yapabilirdi. Mücadele etmez, hicret yapmaz, bir köşeye çekilip sohbet, zikir ve ibadetle hayatını tamamlardı.

Oysa öyle yapmadı. Tahta oturmadı, sahabiler den para toplayıp zengin olmadı, el öptürmedi, ashabı suffa ile aynı yoksul sofrasına oturdu. Elimi öpen cennetlik, beni gören bin yıl ibadet yapmış gibidir demedi. Şefaat kavramını Allah’a rağmen şeklinde söylemedi ve Allah’ın cehenneme attığını ben cennete aldırırım demedi. Yoksulu gözetmeyen, yetime bakmayan, kul hakkı yiyen, infak etmeyip zekatı vermeyenler, ibadetlerini yapsın yeterli demedi. Hazreti Nebinin en büyük örnekliği ahlakıyla olmuştur. Ortada ki temel sorun da budur.

İbadet ehli ama ahlaksız. Küçük çocuklara yöneliyor ama bir vakit namazını bırakmıyor. Mevzu böyle değil. İslam’da ne dinciler, ne ruhban sınıfı, nede dindarlar yoktur. Takva ehli olmak Kuranın emridir. Takvasını, ibadetlerini, sakalını cübbesini insanlara göstermek için yapanlar, ödülünü de Allah’tan beklemesin.

Tarikat/tasavvufu kökten reddetmek, kolaycılıktır. Tarihsel bir okuma yaptığımızda, tarikatların toplumsal gelişimde önemli işlevi olduğunu görürüz. Tasavvuf, hoşgörü çizgisiyle topluma bir barış penceresi açması ve İslam’ı sevgi sarmalında sunması önemli izler bırakmıştır. Lakin günümüzde maalesef öyle değildir. Hazreti Nebinin köleliği kaldırma mücadelesinin tersine, müritlerin şeyhlerin kölesi olması öğütlenen bir anlayışına evrilmesi İslami değil, Hazreti Nebinin öğretisi değil, Kuranın emri değildir.

Bütün bu ulvi amaçların süfli emellere dönüştürülmesinin en önemli merkezleri olan tarikatlar, her yönüyle devletin kontrolüne girmeli, paralel din ve merdiven altı oluşumların da önü alınmalıdır.

 

 

 

 

 

Etiketler