Başını açana “kapa.” diyoruz, kapayana “aç.” diyoruz.
Okuyana “okuma.” diyoruz.
Okuyanın psikolojisini bozuyoruz.
“Öyle kahkaha atma, koskoca adamsın. Yakışmıyor” diyoruz. Gülmeyene “ne soğuk adamsın.” diyoruz.
“Çoluk çocuk sahibi kadınsın.” yakışıyor mu?” diyoruz. “Bak türban takmış ama bir ton makyaj, şuna bak kırmızı ruj sürmüş, saçıda sarı, o pantolon hiç olmuş mu? biraz kilo ver bari.” diyoruz.
Kilo verene “ıyy hastamısın bu ne hal, biraz kilo al.” diyoruz.
Ders çalışana ” inek.” Çalışmayana “haylazlık yapma ders çalış. ” diyoruz.
Üniversiteyi bitirene” yüksek lisans yap.” onu yapana “doktora yap.” bunları yapana ” oku oku nereye kadar.” diyoruz.
Hiç bir şey yapmayana ” evlen.” evlenene “çocuk yap.” onu yapana “ikinciyi yap.” hepsini yapana ” öyle çocuk yapmakla olmuyor, nasıl bakacaksın o kadara çocuğa.” diyoruz.
” E artık çocuğun var , alış bunlara.” diyoruz.
Bakıcıya çocuk bırakana” vicdansız.” diyor. Evde oturup çocuk bakanı hakir görüyoruz.
Şehirde durana “ne işin var git köyüne iki inek al besle, doğal yaşa. kafan rahat olsun” diyoruz. Köyde durana ” iğrenç tezek kokuyor.” deyip, aramızdan dışlıyoruz.
İşte her an herkesi fütursuzca yargılıyoruz ve insafsızca infaz ediyoruz.
Bunlara isyan edene ” ukala, çok bilmiş, hain.” diyoruz.
Hakkını savunana ” nankör.” diyoruz.
Etrafımızda dürüst insan arıyoruz ama doğruyu söyleyeni hiç sevmiyoruz.
Kimsenin kendisi olmasına, mutlu olduğu gibi yaşamasına izin verilmeyen bir toplum haline geliyoruz.
Doğru tek anlatana kadar göbeğin çatlıyor. Yalanın ucu bucağı yok ki rekabet edesin. Damara göre ver şerbeti.
Aaaaahhhh demiş aaaahhhh “Akıl çok şey anlatmak istiyor ama yorgun. Beyin yorgun, Bunca şeyi dinleyen kulak bile yorgun artık. Okuyan gözler yorgun. Hevesler yorgun, iyimserlik yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inanç bile yorgun.. Zaman geçtikçe; umuttan bile geriye mecalsiz bir şey kaldı sadece, anlayan fikir yorgun, anlatan dil yorgun. Kağıda yazı yazacak kalem dahi yorgun.

Birkan Demirci