fbpx
Amasya'dan Güncel HaberlerÇorum'dan Güncel HaberlerKastamonu'dan Güncel HaberlerKöşe YazılarıSamsun'dan Güncel HaberlerTokat'dan Güncel Haberler
SON DAKİKA

Ofiste buğday yokmuş; almayınca olmaz tabi!

Ekmek 3 TL olmuş,

Yarım simit satılmaya başlamış,

50 kg. un 400 TL!

Bunlar muhalif medyanın haberleri. Diğer medyadan böyle haberleri duyma şansımız yok.

Daha bugün 5 kg. unu 40 TL’ye aldım, bunlar doğru. Bu yıl TMO buğday alım fiyatını 2.250 TL/ton olarak açıkladı ama borsada alımlar 2.700 TL’den başladı. Dolayısıyla ofis hububat alamadı.

Peki bu yıl kurak oldu, diyelim ki rekolte düştü. Öylede olsa en az 15 milyon ton civarında bir rekoltenin olması lazım. Nereye gitti bu buğdaylar da TMO 4750 TL’den buğday ithal ediyor?

Ofiste buğday yokmuş; almayınca olmaz tabi!

Ancak ofis, Tarım Bakanlığı ve borsa kafa kafaya verse şu anda ne kadar stok olduğunu 3 aşağı 5 yukarı çıkarır. Bu buğdaylar ya lisanslı depoda veya fabrikanın deposunda ve az da olsa çiftçinin deposundadır. Zira bu miktar mahsülün bu sürede tüketilmiş olması mümkün değil. Bu arada TİGEMLERİN(Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) 5320 TL’den buğday satıyor haberi ekrana düşmez mi!

Yine bir şeyler yazayım dedim.

Yıl 1984, seçimler falan olmuş o zamana kadar KAMU İKTİSADİ KURULUŞLARI denen kuruluşlara(Bunların çoğu tarımla ilgili kuruluşlardı) karşı zamanın hükümetinin de politikası ile bir kampanya başlamıştı. Yok kara delik, yok arpalık, yok zarar ediyor vs. Bir bakıma doğru idi zira politikacıların oyuncağı olmuştu. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan zirai kombinalardan DEVLET ÜRETME ÇİFTLİKLERİNE-HARA ve İNEKHANELERE dönüşen kuruluşlar birden bire özelleşmeye esas olarak Kamu iktisadi kuruluşu yapıldı ve TARIM İŞLETMELERİ adını aldı. Daha önceleri KATMA BÜTÇELİ olarak döner sermayeli maliyenin saymanı bulunan pay verip genel bütçeden çalışanların maaşları ödenen kuruluşlara kendi yağınızla kavrulun dendi.

Ben o tarihte Amasya Gökhüyükte okul baş muavini idim. Müdür tekti; birden 2 müdür çıktı ortaya. Ay mayıs ayı daha tarla mahsülü ortada yok, ay başı işçi memur maaş bekler ancak ortada doğru dürüst para yok. Eski Gökhöyüklüler bilirler. Hamama giden yolun iki tarafı yetişmiş kavak ağaçları ile dolu idi ve o tarihlerde iyi para ediyordu. Satıldı.

Derken Tarım İşletmeleri de başta kendi iç bünyelerinde bazı tedbirler alarak ve kar etmeyen üniteleri kapatıp yer yer 49 yıllığına kiralayarak yaşayıp gidiyordu. Bir bakıma özel sektör mantığı ile çalışıyordu.

Eğer devlet zararına bir iş yaptırmak isterse açığını kapatıyor. Kendi haline bırakırsan işte buğdayı 5320 TL’den satıyor. Sanıyorum bunlar tohumluklar, biraz abartılı bir fiyat. Zaten üretimin ana unsuru tohumluk. Damızlık ve fidan olayı bitti gibi. Eskiden 5254’e göre tabi afetlerden zarar gören çiftçilerin en yakın dostu idi bu tohumluklar.Bu arada gerek hükümet edenlerin gerekse muhalafetin tarımla ilgili programlarına bakıyorum; hiç aklım yatmıyor.

Hele bu kadar ziraat fakültesi araştırma enstitüsü varken Tarım Akademisi fikri nereden çıktı bilmiyorum.

Vakti ile Gökhüyükte kutu köy denen bir bahçe vardı. Zamanın müdürü oraya gider. Bakar ki bir kişi çalışıyor, iki kişi başında bekliyor. Sorar bekleyenlere “Siz necisiniz?” diye… “Çavuşuz efendim” cevabını alır. Sinirlenen müdür “Bırak lan beli, bende seni ÇAVUŞ yaptım” der çalışana…

Çiftçi yaş ortalaması 60, çok geçmez traktörü bedava versen üstüne binecek adam bulunmayacak…

Buna kafa yoralım…

Bize bu lazım.

Birde şu bozuk mülkiyet düzenine el atın bakalım cesaretiniz varsa…

Sadettin Nadir Karaarslan

Başa dön tuşu