Cemal İncesoyluer

OYUN BÜYÜK, TÜRKİYEDEN SONRA VENEZUELA…

15 Temmuz 2016 tarihindeki FETÖ darbe girişiminden sonra, benzeri Venezuela’da yaşandı. Üstelik, bir kerede değil.  Bilinen iki kez denendi. Çok tanıdık bir darbe girişimiydi. Adeta, tıpkısının aynısını diyebileceğimiz cinsten bir darbe kalkışmasıydı. Emperyalizmin en kanlı ülkesi ABD, dünya patronluğu adına ülkelerde darbeler yapıp, suikastlar düzenleyip, yönetimleri değiştiriyordu. Bu kez olmadı, yapamadı. Ne Türkiye’de başarılı  olabildi, nede Venezuela’da.

30 Nisan sabahı Venezuela siyasal hayatı açısından önemli bir gün olarak kayıtlara geçse de ülke açısından bilindik bir manzaranın bir tekrarı yaşandı. Sadece olayın aktörleri değiştiği için halkta çok büyük bir tepki oluşmadı. Ülkede en son 2002 yılında benzer bir darbe girişimi (Nicolás Maduro’nun selefi) Hugo Chavez’e yapılmış ve başarısızlıkla sonuçlanmıştı

Darbelerden çok çekmiş bir ülke olarak Türkiye’nin askeri darbeye karşı ilkesel olarak karşı çıkması ve bunu herhangi bir ülkenin nasıl bir tepki vereceğine bakmaksızın yapması önemli bir duruştur ve Türkiye bu konudaki ısrarını sürdürecektir. Güncel gelişmeler, daha önce kendini devlet başkanı ilan eden Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaidó’nun sosyal medya hesabından yayınladığı 3 dakikalık bir videoyla halkı ve askerleri sokağa çağırmasıyla başladı.

Venezuela’daki bu kalkışma ve öncesinde yapılanları izledikçe, Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz darbe kalkışması aklıma geliyor. O kadar tanıdık, o kadar bildik ve bir o kadar da şahitliğini yaptığımız olaylar silsilesi ki, ABD ve kimi AB Ülkelerinin demokrasi havarisi kesilmelerine şaşırıp kalıyorum. Bu düpedüz, emperyalist şehvetin dünyanın gözü önünde gösterisidir. Kurmaca senaryolar ve kumpaslar, yerli işbirlikçilerin destekleriyle ülkeler haraç mezat işgal edilmek isteniyor.

Bunlardan birisi, belki de ilki Türkiye’ydi.  Ama olmadı. Bu ülkenin yağız yiğitleri, ne terör örgütü PKK’ya, nede din örtülü FETÖ’ye geçit vermedi.

Oyun çok büyük. Mesele, Recep Tayyip Erdoğan  meselesi değil, Türkiye meselesidir. Ya bu vatanda başımız dik, özgür ve bağımsız yaşayacağız, ya da emperyal güçlerin oyuncağı olup, tutsak olacağız. Bütün kaleler zapt edilmiş, bütün tersanelere girilmiş, bu ülkenin bütün kaynaklarına el konulmasıyla da kurtulamayacağız.  Bu ülke, parsel parsel bölünecek, taksim taksim dağıtılmış olacak.

Türk Bayrağı yerine, Milli Mücadele de olduğu gibi her yerde başka bir paçavra göndere çekilecek. Belki, Birinci Dünya Savaşında olduğu gibi Fransız, İngiliz, Yunan ve İtalyan bayrakları olmayacak ama, PKK’nın, FETÖ’nün, Siyonizmin tröst şirketlerinin paçavra flamaları Türk Bayrağı yerine çekilecek. O sebeple Başkan Erdoğan, “Türkiye İttifakı” lafzını etti. O sebeple, MHP Lideri Bahçeli, “Ülke ele geçirildikten sonra neyin siyasetini yapacağız” diyor.

Cumhur ittifakının alternatifi Türkiye İttifakı değil. CHP’li, MHP’li de, AK Partili veya İYİ Partili de olsan, “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır” diyebilmek önemlidir. Çünkü oyun büyük, emperyal güçlerin bir Türkiye hesabı var ve ne yazık ki bu vatan elden gittikten sonra hiç kimsenin siyaset yapma imkanı kalmayacak. Ne içimizdeki ihanet şebekesi işbirlikçiler vaz geçti, nede ABD gibi ülkeler Türkiye ile hesaplaşmaktan caydılar.

Oyun büyük dostlar. “Devlet başa kuzgun leşe” demenin tam vaktidir. Türkiye İttifakının içini doldurmanın, bende varım demenin şimdi vaktidir. Yarın çok geç olduğundan, öne süreceğimiz hiçbir bahane, şimdiki tutumumuzu izah etmeye yetmeyecektir.  Cemal İncesoyluer

Daha Fazla Göster

İlgili Haberler