Cemal İncesoyluer

SEÇİMLERİN AHİRET BAĞLANTISI…

Uzun yıllar merhum Necmettin Erbakan Hocanın dini siyasete alet ettiğine ilişkin iddialar öne sürüldü. Bunu seçim meydanlarında dönemin rakip partileri hep söyleyip durdular.

Oysa Erbakan, hayatının merkezine koyduğu İslam ve Müslüman kavramlarını siyasete alet etmiyor, ürettiği politikalarda sadece referans alıyordu. Dünyayı okuyan, ABD Emperyalizmini iliklerine kadar bilen bir adamdı Erbakan. “Milli Görüş” ve “Milli Nizam Partisi” ile başladığı siyasi yolculuğunda kullandığı terminoloji, aynı zamanda inanç sisteminin yönetim anlayışını yansıtıyordu.

Erbakan Hocaya o kadar çok iftira atıldı ki, bunlardan birisi de “Abdestsiz namaz kılıyor” ifadesiydi. O dönemleri hatırlayın, yani 12 Eylül öncesi 70’li yılları. Bu iftira dahi, Erbakan Hocanın toplumun hayatına “Namaz-abdest” diye bir kavramı soktuğunu, bu kavram üzerinden iftira ve yalanlar üretildiğini görüyoruz. Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve son olarak Saadet Partilerinin toplumun satın aldığı sloganlar, aslında İslami argümanlardan ibaretti. Mesela, “Adil Düzen” tamda Kur’an’ın ısrarla önerdiği zekat, infak, sadaka gibi kavramların eşit ve adil dağıtıldığı bir düzenin modern tanımlamasıydı.

Yerli ve Milli, emperyalizme hayır diyen bir duruş, bugün ki AB’yi Hristiyan Kulübü tarifi, tam bağımsız Türkiye idealini sürekli vurgulama, yeni yeni kendini duyuran PKK’ya karşı etnik ayrımcılığa reddiye, Türk Milletinin şanlı tarihini sık sık gündeme taşıma ve hafızalarda yer etmesini sağlama gibi aforizmalar, merhum Erbakan’ın İslami referansları modern dünyaya ve ülkemize sunumuydu.

Şimdi, zaman zaman medyaya düşen haberler var. Bir bakıyorsunuz, belediye başkan adayı partisine ve kendisine oy verildiği takdirde “cennet garanti ve sırattan kuş gibi uçarak geçebilme” vaadi, bir milletvekili çıkıyor, partisine oy verildiği takdirde “ahireti garantileyeceklerini” söylüyor, hitap ettiği topluluğa.

İletişim çağındayız, hiçbir şey sır kalmıyor. Bu ahiret pazarlama işi, yüzyıllardır Hristiyan ve Musevi Aleminin tarihinde var. Dünyada cennet tapusu dağıtımı Kilisenin özel ajandasında bulunuyordu. Halbuki, hangi partiye oy verirseniz verin, ahiretle ilgili müspet ya da menfi bir karşılığı olmayacaktır. Belki, partilerin dünyaya bakışı ve programları gereği, millilik konusunda hassasiyet ölçüsü olabilir. Bunun dışında, cennet ve cehennem gibi mevzular, kendisine Müslüman diyen herkesin ortak moral değerleridir. İslam, Kur’an ve muazzez Nebi kavramları, hiçbir partinin uhdesinde olabilecek, siyasetin hoyrat çerçevesine sığmayacak kadar önemli değerlerdir.

Hiçbir siyasi oluşum ve parti, cennetin kendi üyelerine has bir yer olarak sunamaz. Bu değerler ve kutsallar üzerinden yürütülen her bir politika, retorik ve söylemler, toplumda bir karşılık bulamayacağı gibi, ters tepkide yapabilir. Bu tür argümanları konuşmalarında kullananlar, bu millet tarafından kabul görmez. Bu bir ayrıştırma, İslam ve öğretilerini sahiplenerek, kendileri dışındakileri halka dışına atma, dini ifadeyle “tekfir” etmeyle aynı anlama gelmektedir.

Elbette Kur’an’ın ve muazzez Nebi dünya hayatına ilişkin sözü vardır. Hiçbir zaman suskun ve sessiz kalmamıştır. Yüzlerce mesele, en ayrıntısına kadar anlatılmış ve bir yol gösterilmiştir. Yöneticilerin nasıl olması gerektiğinden tutun da, beşeri ilişkiler ve rızkın dünyada dağıtımına ilişkin onlarca ayetle düzenlenmiş, ortaya ciddi bir sosyal projeler konmuştur.

Siyasetçinin ayet, hadis ve Hazreti Peygamberin hal ve davranışlarına ilişkin bir takım örneklemeler yapması, ne laikliğe bir zarar verir, nede irtica ve yobazlık kavramlarını çağrıştırır. Ancak, mevzuyu ahiret bağlantısına doğru evirirseniz, ortaya hiçte hoş olmayan durumlar çıkar.

Yazar: Cemal İncesoyluer

Daha Fazla Göster