Sadece Türkiye değil, dünya ve tüm insanlık zor bir süreçten geçiyor. An itibariyle bir kıyamet provasındayız. Sanki, Allah bu kıyameti nasıl koparacak diye sormuşuz, sanki Kur’an’da kıyamet sahnelerini anlatan ayetleri okuyupta, nasıl yani demişiz gibi, işte böyle deniyor…

Hiç kimsenin kendine has özelliği, inancı, ideolojisi, ırkı, zenginliği, makam sahibi olması, yoksulluğu ve yetimliğinin bir önemi yok artık. Tek bir kimlikte, bütün dünya karantina da yaşam mücadelesi veriyor. Hepimiz insanız. Önce insanız ve ne yazık ki Korona Virüs denilen salgın ile herkes canı başı derdine düştü. Ayrım, torpil, öncelik, kask yok. Dünya gemisindeyiz ve ne ya zık ki bu gemimiz su aldı.

Belki de ilk kez ölümün nefesini ensemizde hissediyoruz. Hayatta tek gerçek ölüm olmasına rağmen ilk kez ölümle yüz yüze geldik. Ve ilk kez, ölümü öteki de görme alışkanlığımız tarumar oldu ve ölümün muhatabı olduğumuzu anladık. Kavgalarımız, kinlerimiz, öfkemiz, sevdamız, hırsımız, biriktirmek için her şeyi mubah sayan kör bakışımız ne oldu şimdi?

İyiliklerimizin çetelesini yapar olduk. Oysa, düne kadar evlerimizin, arabalarımızın, banka hesabındaki paralarımızın, arsa ve dükkanlarımızın hesabını yapıyorduk. Kirasını geciktireni kolluk güçleriyle dışarıya atıyorduk. Hoşgörü yerine dargörü denilen hırsın atını kamçılıyorduk.

Gücümüzü gördük mü? Şimdi seslenelim, ey Amerika, ey Rusya, ey Avrupa, ey Çin… Ya Türkiye? Bize de seslenelim bizahmet, ey Türkiye… Mübalağa değil, tüm dünyaya seslenin. Dünyayı haraca kesmiş o meşhur tefeci bezirgan ailelere, krallara, prenslere, ülkesini terkedip kaçan kraliçeye.

Ve Cemal Safi’nin o masum korkusunu okuyun mısralarda.
Aşkınla ne garip hallere düştüm
Her şeyim tamam da bir sendin noksan
Yağmur yaş demeden yollara düştüm
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Elbisem gündelik, pabucum delik
Haberin olsa da sobayı yaksan
Yağmur iliğime geçti üstelik
İçim ürperiyor, ya evde yoksan

Cemal Safi’nin bu şiirini okuyunca, yaşlılara yönelik yapılan yanlışlıklar aklıma üşüştü. Evde olmalılar, evde kalmalılar. Bir tek yaşlılar mı, hepimiz evde olmalıyız, kendi karantinamızı kurmalıyız. Sosyal mecrada paylaşılan, yaşlılarımıza yönelik birkaç hoş olmayan davranışa çok üzüldüm. Sanki, korona virüsü çıkaran ve yayan yaşlılarmış gibi bir algı oluştu. Hükümetin korumaya yönelik tedbir kuralını anlatamadığını düşünüyorum. Oysa, bu illetin yaşlı vücutları daha çabuk yenik düşüreceğine ilişkin bilimsel veri üzerine sokağa çıkma yasağı getirildi.

Uygulama biraz öyle olmadı. Yaşlılarımız ilk zamanlar pek kurallara da uymadılar. Her ne olursa olsun, bizim töremiz, dinimiz ve örfimizde yaşlılara hürmet vardır. Böylesine köklü geleneğimize rağmen, yaşlılara reva görülen bazı davranışlara içim ezildi. Ne olduk biz böyle? Korona virüsüne suçlu aranıpta, yaşlılar mı bulundu? Yapmayın, bu çınarlar kelimenin tam manasıyla dünyanızda misafir. Misafire böylesine bir görgüsüzlük yakışmadı.

Bunlarda geçecek ama, unuttuğumuz ölüm ve kıyameti yaşıyoruz. Zayıflığımızı ve acizliğimizi anladık mı? Nemrudu öldüren sinek, masal değilmiş demek ki…

Etiketler