Cemal İncesoyluerKöşe YazılarıTokat

Gezi Olaylarının bilançosu…


Niyetim, 7 yıldır süren “Gezi Olayları” ile ilgili mahkemenin verdiği berat kararını eleştirmek yada hukuki boyutunu tartışmaya açmak değildir. Bu kararın hukuki boyutunu memleketin hukukçuları konuşsun. Sadece, 7 yıl önceye gidip bu olaylardaki bilançoyu tekrar hatırlatmak istiyorum.

Gezi Olaylarında 12 kişi hayatını kaybetti, bine yakını ağır olmak üzere 4 binin üzerinde yaralı, İstanbul Taksimde başlayan eylemler 79 ilde de yapıldı. 58 kamu binası, 337 iş yeri, 14 parti binasının tahrip edildiği, 90 belediye otobüsü, 214 özel araç, 240 polis aracı, 45 ambulansın devrilip hurdaya döndürüldüğü, 20 gün boyunca caddelerin, sokakların yakılıp yıkıldığı, Ekonominin felç edilip, kamu ve vatandaş varlıklarına 200 milyar liralık zararın verildiği bilançonun somut verileri arasında yer aldı.

PEKİ, ASLINDA GEZİ’DE NE OLMUŞTU?

Mayıs 2013’te Türkiye, IMF’ye olan borcunun tamamını ödemenin ve IMF belasından artık tamamen kurtulmanın sevincini yaşarken Gezi olayları patlak vermiş, insanlar kendilerini beklenmedik bir krizin ortasında bulmuşlardı. Sabahın erken saatlerinde, Gezi Parkı’ndaki eylemci çadırlarının yakılmasıyla başlayan olaylar haftarca sürmüştü. Ancak çadırların yakılmasıyla ilgili gerçek daha sonra ortaya çıkmıştı. Çadırların yakılmasında paralel çetenin parmağı vardı.

Daha sonraları “polis şiddeti” fotoğrafları verilebilmesi amacıyla da aynı mizanpaj sergilenmişti. Bir grup paralel polis, biber gazı, birkaç eylemci, birkaç gazeteci ve fotoğraf makineleri eşliğinde yakın mesafeden biber gazı sıkma sahneleri tertiplenmişti. İlk başlarda “doğa hassasiyeti” algısıyla öne çıkan olaylar, birkaç gün içinde bambaşka bir yöne evrilmişti. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve birçok şehirde şaşırtıcı derecede bir organizasyonla olaylar körüklenirken, asıl amaç da çok geçmeden ortaya çıkmıştı: Hükümetin istifası.

Yani 13 yıl önce sokakta tanklar yürütülerek yapılan şey, o gün de yine sokakta yapılmak isteniyordu.
Hükümet dağıtılamazsa, karşıt görüşlü gruplar birbiriyle çatıştırılıp, çatışmaların tüm ülkeye yayılması sağlanıp, Mısır’da olduğu gibi bir darbe hesabı yapıldığı da iddialar arasında yerini almıştı.

Mehmet Ali Alabora’nın Gezi olayları esnasında attığı “hala anlamadınız mı, mesele sadece ağaç değil” twiti gerçek niyeti alenen ortaya koyarken, özellikle Taksim’de duvarlardaki Başbakan Erdoğan’a ve ailesine yönelik ağır küfürler de “eylemcilerin” gözünün ne kadar döndüğünün göstergesiydi.

Erdoğan’ın Kazlıçeşme mitingine gelen 1 milyonu aşkın vatandaş Gezi olaylarını aslında oracıkta bitirmişti. Geriye kalan ise vandalları Gezi Parkı’ndan çıkarıp, yakılan yıkılan yerleri yeniden imar etmek, burayı yeniden halka açmak olmuştu.

Yabancı televizyon kanalları ve haber ajansları İstanbul Taksimi mesken tutmuş canlı yayın yapıyorlardı. Türkiye’nin önde gelen holdingleri, medya kuruluşları, emperyal güçleri, FETÖ ve PKK’nın yanı sıra, bilinen/bilinmeyen ne kadar terör örgütü varsa Gezi Parkında konuşlanmıştı. Özellikle JABD ve AB ülkelerinde ciddi anlamda destek alıyorlardı. Dünyanın finans tröstleri, ülkemizdeki işbirlikçileri vasıtasıyla Gezi Olaylarındaki güruha iaşe dahil olmak üzere her türlü destek veriliyordu.

Türkiye’nin “Cumhuriyet Mitinglerinde” edindiği tecrübe, 5 yıl sonra Gezi Parkında sahneleniyordu. Gezi Olaylarından sonra, aradan 3 yıl geçecek, bu sefer FETÖ ve uluslararası emperyal güçlerin destekleriyle 15 Temmuz Darbe kalkışması yapılacaktı.

Türkiye’nin iç ve düşmanları bitmiyor. Türk Milletinin üzerinde dolaşan karabulutlar yine Türk Milletinin engin ferasetiyle oyunlar bozulacak, Türkiye Cumhuriyeti yoluna devam edecektir.

Etiketler