Cemal İncesoyluerKöşe YazılarıTokatTokat'dan Güncel Haberler

MAHALLELER İdeolojik literatürde mahalle iki temel kutuptadır.

Birisi liberal mahalle, diğeri ise muhafazakar mahalle. Liberal mahalle bünyesinde, solcu/sosyalistler, liberal/kapitalistler, elitist/Kemalistler bulunuyor. Diğer muhazakar mahallede ise, Siyasal İslamcılar, Milliyetçi/muhafazakarlar ve cemaatçi/tarikatçılardan oluşur. Çok uzağa da gidebilirim. Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Şevket Eygi, Nurettin Topçu, Osman Yüksel Serdengeçti, Sezai Karakoç ve yedi güzel adam olarak bilinen o dönemin İslamcı edebiyatçılarını sayabilirim. Ancak mevzu gazetecilik ise, muhafazakar mahallede parlak bir geçmiş yoktur. Mesela, bir merhum Mehmet Ali Birand ve 32. Gününü düşünün. Bünyesinde, Mithat Bereket, Can Dündar (O vakit FETOcu değildi), Coşkun Aral, Çiğdem Onat, Cüneyt Özdemir, Ayşenur Arslan, Rıdvan Akar, Serdar Akinen, Ece Kur’an gibi her biri marka gazeteciler… Ve bu isimlerin bir çoğu kendi program ve marka değerlerini oluşturdu. Bunlar liberal mahallenin ilk akla gelen isimleri. Bir çok muhafazakar mahallenin sorunlarını bunlar Türkiye’nin gündemine taşıdı. Mesela, merhum M. Ali Brant bir televizyon programına verdiği röportajda, “En büyük pişmanlığım başörtülülerin ne kadar zulüm gördüklerini ve ne kadar acı çektiklerini çok geç farkettim. Bu konuda kendimi affetmem” diyor. Oysa, muhafazakar mahallenin gazetecilerin den karşı mahalleyle empati kuran Abdurrahman Dilipak ve birkaç kişiyi ancak sayabilirim. Gazeteciliğimi hep bu mahafazakar mahallede(yaygın basın dönemimde) yapmama rağmen gördüğüm ne alttan gelen kuşağı yetiştirme, nede sahada bir gazetecilikten dolayı hapis yatan ve nede yaptığı haberden dolayı işten kovulan azdan azdır. Bizim mahallede işleyiş, tamamen masanın diğer tarafıyla kurulan ilişkilerle yürür. Bugün ise daha başka yöne doğru evrilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmak yerine, yanında olduğunu göstermek mücadelesi veriliyor. Özellikle gazeteci-yazar taifesinin fisebilillah Reisin yanında olması, Parti’nin aristokratları tarafından hoş karşılanmaz. Acaba, benim önüme geçecek mi diye bir kaygı duyulur. Yakın zamana bakın, özellikle Erdoğan’ın Fetö ile mücadelesinde yalnız kalmadı mı? Bende yaşadım. Bir siyasetçiyi savunan ve destekleyen yazılarım üzerine, o kişinin etrafındaki zümrenin dolduruşu, “Efendim, bu arkadaş sizin lehinize yazılar yazmasa, filan şahıs aleyhinizde bulunmaz” şeklindeydi. Mesela uzağa gitmeye gerek yok. Gazeteci yazar Süleyman Özışık ile Abdurrahman Uzun’un Reisin yanında verdiği mücadeleden en çok rahatsız olanlar, parti genel merkezindeki Aristokratlardır. Yerel ve taşra siyasetçileri patinaj sarmalından kurtulamamışlardır, yapacak birşey de yoktur. Ama gerçeklerinde yalan/iftiraları ortaya çıkarmak gibi bir huyu vardır.

Etiketler