Cemal İncesoyluer

İMAMOĞLU’NA DESTEK AÇIKLAMALARI

YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin aldığı karar üzerine, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na destek açıklamaları da gecikmedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgans, iki gün önce İmamoğlu’nu desteklediklerini açıkladı.

ABD Başkanı Trump’un yetkili temsilcilerinin de İmamoğlu’nu desteklediklerini öğrendik. Türkiye’de bugün Abdullah Gül + Davutoğlu + Saadet Partisi + FETÖ + İyi Parti + CHP Yönetimi ve İmamoğlu + HDP/PKK, aynı cephede toplanmış bulunuyorlar. Yelpaze geniş ve ilkesiz…

PKK sözcülerinin pey peşe yaptıkları açıklamalar, 31 Mart seçimlerinden daha güçlü geldi. Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’dan gelen açık destek açıklamaları; bu seçimin Türkiye’de yapıldığına dair ciddi kuşkularıma sebep oldu. Belli ki, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, hiç kimsenin başaramadığı bir konsensüsüsağlamış gözüküyor.

Türkiye, 23 Haziran’da yapılacak İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine mi kilitlendi, yoksa geçim sıkıntısına mı? Bu mübarek Ramazan’ı fırsat bilen kimilerinin zam şehveti, bu ayın içinde barındırdığı yardım ve iyilik üzerine kurulu ahlaki erozyonu da çok açık gösteriyor.

Soner Yalçın, “Oyun büyük” demiş ve yazısında somut tespitlerini bir bir sıralamıştı. Gerçekten oyun büyüktü. “Ağacı gösterip ormanı saklama” gibi bir oyunun içine Türkiye üzerindeki hesaplar konuldu. İmamoğlu’nun bir televizyonda yapılan iftar yayınında “Günde nerdeyse 50-60 yerde iftar açıyorum” sözü ile Muharrem İnce’nin “Ben her gün Cuma namazı kılıyorum” arasındaki absürtlük konusunda  nutkum tutuluyor. Türk Milletinin moral değerleri ve inançlarına bu kadar Fransız kalmak, bir siyasetçinin dahi yapamayacağı gaflar ve bilgisizliği sergilemek, toplumu ne kadar ciddiye aldıklarını ve ne kadar da ti’ye aldıklarını gösteriyor.

Hesap, salt İstanbul hesabı mı? Yoksa buradan başka yerlere yürüme hesabı mı? Bir profesör, 20 yıllık siyasal hak ihlali ve mazbata iptaline ilişkin kapsamlı bir yazı kaleme aldı. En bilineni söyleyeyim, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, okuduğu bir şiirden dolayı başkanlığı bitirilip mazbatası alınmıştı. Yetmedi, bir de hapis yaptı. 1998 de ise, Erdoğan milletvekili seçilmiş, mazbatasını almış, TBMM’ye gitmişken mazbatası elinden alındı. Tüm bunlar, YSK kararıyla oldu. Refah Partisi ve Fazilet Partisine yapılanlar, 367 ucubesi, hep aynı yargı kurumunun eliyle yapıldı. Meclisten başörtülü olduğu için atılan Merve Kavakçı için ne buyrulur? Hatırlıyorum o günleri, kimse sokaklara çıkmadı, neden böyle yapıyorsunuz demedi.

Aslında, mesele gayet basit. Ortada bir Türkiye koalisyonu değil, adeta dünya işbirliği gerçeği var. Bu ortaklığın aktörü de Ekrem İmamoğlu’dur. Tercihlerine karışamam. Eğer tercihlerinde, emperyal güçler ve Türkiye üzerinde düşmanca hesaplar varsa, buna sadece itiraz etmekle kalmam, karşı koymak adına ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım.

Ne bulunduğu siyasal partiyle ilgili bir derdim var, nede kişiliğiyle ilgili herhangi bir rahatsızlığım var. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığından sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmiştir. Demek ki ortada bir başarısı var. Nitekim, 31 Mart’ta da aldığı oylar ve performansı itibarıyla son derece başarılı bir siyasetçi.

Lakin, İmamoğlu ismi üzerindeki bu geniş konsensüs ve bir araya gelen birbirinden alakasız siyasal yapı ve örgütler açısından, hiçte masum bir destek silsilesi gibi gelmiyor. İstanbul’daki seçimi doğrudan Tokat’ı dahi ilgilendirmezken; Washington’u, Londrayı, Brükseli, İsrail’i, Atinayı, Paris’i, Münih’i neden ilgilendiriyor?

Daha Fazla Göster

İlgili Haberler